Nasıl tarif edeyim bilmem ki nasıl seni ?
Bazen Anadolu’sun bazen de Urumeli
Kimi bahçelerde gül kimin de hanımeli
Nasıl tarif edeyim bilmem ki nasıl seni ?
Tanrı yaratmasaydı Adem’in eğe’sinden
Zümrüd-ü anka olur doğardın küllerinden
Hele bir de gönüle düşmeye gör bir kez sen
Var mı senden başka çöl gezdirip, dağ deldirten ?
Aşk denilen illetin sensin bir anayurdu
Her sağlıklı erkeğin beyninde “ Elma kurdu “
Defalarca kuşanıp ele geçmeyen şehir
Yatağına sığmayan çılgınca akan nehir
Varlığının yanında “ Kaşıkçı elmas’ı “ ne ?
Yüz doksan bir karatlık “ Kuh-î nur “ sönük kalır
İlk sen vardın ezelde yine sensin en önde
“ Yedi harika “ bile ardınca sıralanır.
Allayıp pullayarak uzun lâf ’a ne hacet ?
Lûgat yetersiz kalır; anlaşılmaz mübarek !
Ne binlerce neşriyat ne yegane mevzuat
Konu kadınsa şayet her söz, boş… teferruat.
Recep Ümit NİŞANCI

Eklenme Tarihi 2.6.2009 |
Sayfa Gösterimi: 699