Bu adamın şiirlerinin doğal bir felaket olduğunu
iddia ediyorum.
Mesela deprem gibi!...
Eşyalar titremeye başladığında, bağlar koptuğunda ve ilk çığlıklar atıldığında önce anlayamadık ne olduğunu. Sonra birileri "deprem" diye bağırdı ve kaçmaya başladık. çoğumuz nereye kaçtığını, neyden kaçtığını, daha ne kadar kaçacağını bilmeden fırladık ilk kaçanın ardı sıra.
Biz kaçarken o yoluna devam etti. Önce eşyaları bir birinden ayırdı, sonra duvarları, sonra insanları, sonra ruhları; ve her ayrılanın korkunç bir sesi vardı, daha önce hiç duymadığımız... Sözcükler bir birinden kopuktu, zaman zaman titriyordu ses, sonra birden gerçeği olanca gücüyle bağırıp kaçmaya başlıyordu. Korkunç bir sesi vardı, daha önce hiç duymadığımız...
Yitenler oldu, ama çiçekler de açtı ardından. Kimimiz birkaç kez düşündü olanları, kimimiz binlerce kere. Kimimiz hemen unutuverdi, kimimiz ömür boyu saklayacak. Ama o ses, bize yaşamakta olduğumuzu, her şeye rağmen yaşamakta olduğumuzu, beynimizi sarsarak hatırlatıp havada kayboldu gitti. Ardından rüyalar gördük, eylemler yaptık, acılar çektik, ama o günden sonra sanırım hiç birimiz. eskisi kadar kolay kandıramadı kendini herhangi bir masala.
Sadık'ın şiirinde işte tam bu var. Şiirleri ilk okuduğumda kendimi depremden sonra sağ kalan biri gibi hissettim en çok. Güzeldi, acı vericiydi, parçalıydı, anlaşılmazdı, derindi.. .ama gerçekti! Biri bunun olacağını önceden gömüş ve kendini sokağa atıp "bu gece dışarda yatın" diye bağırmaya başlamış olsaydı eminim hiç birimiz ona aldırmazdık. "Sapık Kahin"e çıkardı adı.
Adımın "Sapık Kahin"e çıkmasını göze aldım ve Sadık' ı kitap için zorladım. Adeta bu kitabın çıkması için çırpındım. - Kapaktaki fotoğrafı m da bunun ifadesidir-. Biliyorum, biraz tuhaf gelecek önce, ama belki birkaç kişi onu ciddiye alıp kaçmaya başlarsa diye şeettiydim. Değil mi, bir can da bir candır...
Gelin siz beni dinleyin, "bu gece dışarıda yatın". . .
Levent Duran
Ağustos 2002

Eklenme Tarihi 6.2.2007 |
Sayfa Gösterimi: 612