güncel edebiyat dergileri edebiyat dergileri listesi türk edebiyatı dergisi Amatörce Edebiyat Edebiyat Dergileri, Edebiyat Dergisi, Online Edebiyat Dergileri Edebiyat Dergileri Edebiyat Dergisi, Online Edebiyat Dergileri Siteleri, Edebi Dergiler, internet Edebiyat Dergileri İnternet Dergisi.BİLİM, DÜŞÜN VE YAZIN DERGİLERİYazdığı, Edebiyat Dergisi, Edebiyat Dergisi Yayınları.Edebiyat dergileri, yıllıkları Edebiyatımızda Dergiler, Edebiyat Dergileri, Edebi Dergiler ...Edebiyatımızda Dergiler, Edebiyat Dergileri, Edebi Dergiler. Kültür Sanat Edebiyat, Kitap, Şiir, Öykü Kültür sanat sanal dergi. Dergibi'de, şiir, öykü ve denemeler, şair ve yazarlarla röportajlar, kitap eleştiri Aylık Kültür Edebiyat Dergisi şiir ve edebiyat dergileri güncel edebiyat dergileri edebiyat dergileri listesi türk edebiyatı dergisi şiir dergileri edebiyat dergisi dergiler kitaplık edebiyat e dergileri Edebiyat, düşün ve sanat seyri edebiyat dergisi Edebiyat dergisinin eski sayıları EDEBİYAT DERGİLERİ edebiyat dergileri edebiyat dergileri nedir ...edebiyat dergileri Fikir Kültür Edebiyat Dergisi... Edebiyat Dergisi Haberleri Edebiyat Dergisi Üç Aylık Dil,Kültür ve Edebiyat Dergisi Üç ayda bir yayınlanan dil, kültür ve edebiyat dergisi. Şunlarla edebiyat dergileri Web edebiyat Dergiler,dergi,dergi gazete,edebiyat dergileri,çocuk dergileri Dergiler,dergi,dergi gazete,edebiyat dergileri,çocuk dergileri, Aylık Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi ... Edebiyat Dergileri Dört ayda bir yayınlanan edebiyat yaşam kültür dergisi Türk Dünyası Edebiyat Dergileri Edebiyat Dergileri Edebiyat, Kültür,Müzik, Sinema , Türkiye'de Edebiyat
MaviDünya
MAVİDÜNYA >> SAYI: 5 >> SANATIN GEREKLİLİĞİ: Nijat AYVAZ
Özel Arama
MAVİDÜNYA
SAYI: 5
    SANATIN GEREKLİLİĞİ: Nijat AYVAZ

Sanat sözcüğü anlam zenginliği nedeniyle yüzyıllar boyu tanım denemelerine konu olmuş bir sözcüktür. Bu sözcükten sanatçılar, sanat eleştirmenleri, sanat tarihçileri ve nihayet bu işle ilgisi olmayanlar hep değişik içerikleri anlamaktadırlar. Sanat yapıtının ne olup olmadığınaysa tarih boyunca cevap arama yolları sanat akımlarının yolunu açmış, böylelikle sanatta çeşitlilik insan zihninin derinliklerinde daha nelerin gizli olabileceği üzerine fikir vermiştir ve vermeye devam edecektir.

Tolstoy gerçek sanat yapıtını tanımlarken “Bütün insanlığa kendilerini kolaylıkla kabul ettiren, bazen karmaşık duyguları dile getiren ve böylece insanlar arasında bir bağ kurup kardeşlik duygularını geliştiren yapıtlar GERÇEK adını taşımaya layıktır.” demektedir. Karşı uçta ise, Clive Bell, aslında sanatın insanlığın yaşamı ile hiç bir ilgisi olmadığını, gerçek sanata erişmek için, yaşamla ilgili tüm anıların geride bırakılması ve sanatın salt bir form alanı olarak görülmesi gerektiğini öne sürmektedir. Bu nitelikleri taşıyan herhangi bir sanat, Bell’e göre “gerçekten sanat” değildir.

A.Toffler ortalama ömrü 60 yıldan 50.000 yıla yayılan 800 kuşaklık insanlık tarihi içerisinde tam 650 kuşağın ömrünün mağaralarda geçmiş olduğu gerçeğini bilmemizin gerekliliği üzerinde durmaktadır. Dile kolay bu 800 kuşak içerisinde sadece son 70 kuşak yazının sağladığı olanaklar sayesinde birbirleriyle etkin bir iletişim içerisine girebilmiştir. Düşünün ki, bu ilk 650 kuşaktan bizlere hiçbir yazılı belge kalmamıştır. Bildiğimiz sadece mağara resimlerinden ibarettir. İşte o ilkel insanın içindeki çizme karalama var olanı resmetme duygusu hep kendini tanıma ve ortaya koyma duygusunun dışa vurumundan ibarettir. Aksi takdirde tükenen, nesli biten canlılardan olmamız ihtimal dahilindedir.

Sanat insanın tarih boyunca aydınlanmaya yönelen yanını dışa vuran bir güç olmuştur. İnsanın yeniye özlemi elbette ki tek başına bir anlam ifade etmez, içini doldurmak gerek. İşte insanoğlunun tarihsel gelişiminde yeniye, farklı olana özlemini sanat niteliğiyle derinleştirip içini doldurmuş, kalıcılığını ve yüzyıllar sonrasında da ortaya konan yapıtlarla etkili olmasını sağlamıştır.

Sanat insanlar arası iletişim için, en zengin, en derin, en eksiksiz araçtır. Günümüz gençliğinin çıkış bulabileceği tek yoldur. Düşünün ki, hep eski kuşakların belirlemeleriyle yönlendirilen, onların yetke sayıldığı bir ülkede yaşıyoruz.

Sanat kendileriyle yetinmemiz gerektiğini söyleyenlerin şerrinden bizi korur. Sanat “böyle olması mutlak değildir, şöyle de olabilir” der her zaman. Bu yüzden de fikirlerin baskısına bir karşı duruştur.

Sanat toplulukların bir bütün olma fikrinin pekiştiricisi olduğu gibi, bireylerde de bütünlük bilincini de geliştirir.

Sanat imge üretimini besler, düşüncenin katıksız dile geldiği yerdir. Düşsellik sanatın ve yaşamın kucaklaştığı, insanların sanatla özgürleşmenin anlamını bulduğu andır. Tohumunu ilk rüzgara teslim eden bitki, ele batan diken, düşüncelerimizde sivilceler çıkartan fikirler gibidir.

Sanat gerçek anlamda kendini kendinden kurtarır. Çünkü kaçılacak olan odur. Sanat insanın en önemli gereksinimlerinden olan, kendinden başka insanların varlığına açılmasını, katışmasını sağlar. Bu yanıyla sanat “ben”in olduğu gibi “biz”in de en heyecanlı deneyimini oluşturur.

Çağın gün gün yabancılaşan, yaşadığı toplumdan soyutlanan yalnızca emeğine değil, kendinden ve toplumundan uzaklaşan insan, kapitalist düzen içinde artık yaşayan bir varlık değil, bir nesnedir. Giderek yalnızlaşan insana bir çıkış yoludur sanat. Giderek uyumsuzlaştırılan, tutarsızlaştırılan, bencilleştirilen insan sanatla bütünleşip, bir olabilmenin coşkusunu yakalayabilir.

Sanat insanın mutluluk ve sevinç özlemini harlı tutar. Umutsuzluklara, acılara karşı savaşma gücünü sağlar. İnsanın içinde bir serüven duygusu uyandırır. Her büyük sanat yapıtı yeni doğan günle, yaprağa düşen çiğ tanesi gibi yaşama sevinci ve yaşama hayranlığı uyandırır içimizde. İnsan sanatta boyutlarından sıyrılıp boyutsuzluğu özlemeyi öğrenir.

Nietcshe’nin dediği gibi “Sanat gerçeğin elinde ölmekten kurtarır bizi”.
Sanat neden-sonuç ilişkisinin üstünde cereyan eden bir muammadır. Nedeni, nasılı, gerekliliğini anlatmadaki çaresizliğimi kabul ediyorum. Sanatın gerekliliğini anlatmadaki bu çaresizliği ve tanım zorluklarını ancak, bir sanat yapıtı üretip “işte böyle” denilerek verebileceğini düşünüyorum.

Bir gün evet bir gün, tek tek sanatçıların olmadığı, ama herkesin sanatla uğraştığı (tıpkı heyecanlarını, korkularını, sevinçlerini mağara duvarına resmeden ilk insanlar gibi) bir gün geldiğinde işte o zaman insanlığın da “tarih öncesi” bitecek ve gerçek anlamda tarih başlayacaktır.


Eklenme Tarihi 15.11.2007 | Sayfa Gösterimi: 1051

 




Dergimize ürünlerinizi (yazı/şiir) göndermek ve dergimizi hakkında öneride bulunmak için lütfen mail atınız.






Dergimizin indexini görmek ve tüm sayıları okumak için tıklayınız.



Tüm içerik hakkı .:www.sadiks.com:. sitesine aittir. Adres göstererek dergimizdeki ürünleri referans olarak kullanabilirsiniz.